2025-2026 sezonu İspanya La Liga’nın 21. haftasında Santiago Bernabéu’da oynanan Real Madrid – Levante karşılaşması, skor tabelasında 2-0 gibi net bir sonuçla tamamlanmış olsa da, maçın hikayesi rakamlardan ve basit bir galibiyetten çok daha fazlasını barındırıyordu. Teknik direktör Alvaro Arbeloa yönetimindeki Real Madrid, özellikle ikinci yarıda oyunun kontrolünü tamamen eline alırken, gecenin yıldızı ise yedek kulübesinden çıkıp sahaya damga vuran milli futbolcumuz Arda Güler oldu.

Arda Yıldızlaştı Ama Gerginlik Dinmedi
İspanya La Liga 2025-2026 sezonunun dikkat çeken karşılaşmalarından biri olan Real Madrid – Levante mücadelesi, futbolun sadece skorla değil, dokunuşlarla ve doğru hamlelerle kazanıldığını bir kez daha gösterdi. 17 Ocak 2026 tarihinde oynanan ve 2-0 Real Madrid üstünlüğüyle sona eren maçın yıldızı, hiç şüphesiz ikinci yarıda oyuna giren Arda Güler oldu.
Arda Güler’in Performansı ve Maça Genel Bakış
Karşılaşmaya Real Madrid her zamanki gibi topa sahip olmayı önceleyen bir anlayışla başladı. İlk yarıda yüzde 61 topa sahip olma oranı yakalayan eflatun-beyazlılar, Levante’nin kompakt savunmasını açmakta zaman zaman zorlandı. Levante cephesi ise Julian Calero’nun direktifleriyle savunma arkasına hızlı çıkışlar kovaladı ancak Thibaut Courtois kritik anlarda hata yapmadı. İlk yarı boyunca Real Madrid 7 şut çekmesine rağmen yalnızca 2 isabetli şut bulabildi. Bu durum tribünlerde zaman zaman homurdanmalara neden olurken, devre arasına girildiğinde skor tabelası hâlâ 0-0’ı gösteriyordu.
Arda Güler Hamlesi ve Oyunun Kırılma Anı
İkinci yarının başında Alvaro Arbeloa, oyuna net bir müdahalede bulundu. Eduardo Camavinga ve Gonzalo’yu kenara alarak Arda Güler ve Franco Mastantuono’yu sahaya sürdü. Bu hamle, sadece oyuncu değişikliği değil, oyunun kimliğini değiştiren bir dokunuştu. Arda Güler’in oyuna girmesiyle birlikte Real Madrid’in hücum geçişleri hızlandı. Türk yıldız, sağ iç koridorda aldığı her topla Levante savunmasının dengesini bozdu. Topla ilişkisi, oyunu iki yönlü oynayabilmesi ve pas zamanlamasıyla fark yarattı.
Goller ve Arda Güler’in Doğrudan Etkisi
Dakikalar 68’i gösterdiğinde Real Madrid aradığı golü buldu. Arda Güler’in orta sahadan aldığı topu tek pasla Jude Bellingham’a aktarması, savunmayı ekseninden kopardı. Bellingham’ın ceza sahasına sızdığı pozisyonda topu Kylian Mbappé ile buluşturmasıyla Fransız yıldız düzgün bir vuruşla skoru 1-0 yaptı. Golün başlangıcındaki anahtar pas Arda Güler’den gelmişti.
Maçın fişini çeken gol ise 90. dakikada geldi. Yine Arda Güler’in sağ kanattan ceza sahasına yaptığı akıl dolu ara pas, Raul’un savunma arkasına sarkmasını sağladı. Genç oyuncu kaleci Mathew Ryan’ı mağlup ederek skoru 2-0’a taşıdı.
İstatistiklere bakıldığında Arda Güler, oyunda kaldığı yaklaşık 45 dakikada:
- 1 asist
- 1 asist öncesi kilit pas
- %92 pas isabeti
- 3 kilit pas
- 2 başarılı dripling
- 0 top kaybı ile oynadı.
Maçın Genel İstatistikleri
Karşılaşma sonunda ortaya çıkan tablo Real Madrid’in üstünlüğünü net biçimde yansıtıyordu:
- Topa sahip olma: Real Madrid %64 – Levante %36
- Şut: Real Madrid 15 – Levante 6
- İsabetli şut: Real Madrid 6 – Levante 2
- Pas isabet oranı: Real Madrid %89 – Levante %78
- Korner: Real Madrid 7 – Levante 3
- Sarı kart: Real Madrid 2 (Tchouameni, Gonzalo) – Levante 1 (Unai Vencedor)
Teknik ve Taktik Değerlendirme
Bir spor adamı gözüyle bakıldığında, bu maçın kırılma noktası tamamen Arda Güler’in oyuna dahil olmasıyla yaşandı. İlk yarıda topu yanlara oynayan Real Madrid, Arda ile birlikte dikine oynayan, üçüncü bölgeyi daha hızlı geçen bir kimliğe büründü. Arda’nın oyunu okuma becerisi, sadece hücumda değil, savunma geçişlerinde de takımını rahatlattı. Bu da Levante’nin ikinci yarıda neredeyse hiç pozisyon üretememesine yol açtı.
Real Madrid Şokta Tribünlerden Yükselen Ses Gerginliği Artırdı
Karşılaşmanın belki de en dikkat çekici ve skor tabelasına yansımayan yönü, Santiago Bernabéu tribünlerinden yükselen tepkilerdi. Real Madrid gibi kazanma kültürüyle yaşayan bir kulüpte, oyunun içeriği en az sonuç kadar önemlidir ve bu maçın ilk yarısında taraftarlar bunu açıkça hissettirdi. Özellikle topun yavaş dolaştığı, yan ve geri pasların arttığı dakikalarda tribünlerden yükselen ıslıklar, sadece futbolculara değil, dolaylı olarak teknik heyet ve kulüp yönetimine de bir mesaj niteliği taşıyordu.

Vinicius Jr.’ın bire bir denemelerinde sonuç alamaması, Mbappé’nin ilk yarıda oyundan kopuk görüntüsü ve orta sahanın yaratıcılık noktasında sınıfta kalması, Bernabéu’nun sabrını zorladı. Taraftarlar, Real Madrid formasının sadece mücadele değil, aynı zamanda cesur ve tempolu bir oyun talep ettiğini bir kez daha hatırlattı. Özellikle ilk yarının son 10 dakikasında Raul’un attığı gole rağmen oyunun genel ritmi nedeniyle yükselen yuhalama sesleri, kulübün içinde bulunduğu geçiş sürecine dair bir dışavurum gibiydi.
Yönetimsel anlamda yapılan kadro planlamaları, genç oyunculara verilen roller ve takımın oyun kimliği konusundaki belirsizlikler, bu tepkilerin arka planını oluşturuyordu. Ancak futbolun doğasında olduğu gibi, doğru hamle her şeyi değiştirebilir. Arda Güler’in oyuna girişiyle birlikte tribünlerin tonu tamamen değişti; yuhalamalar yerini alkışa, homurtular yerini beklentiye bıraktı. Bu da Bernabéu’nun mesajının net olduğunu gösterdi: İsimler değil, sahadaki oyun alkışlanır; cesaret ve kalite varsa tribün her zaman arkanızdadır.
Bu Maç Bize Neler Anlattı
Real Madrid için bu galibiyet sadece üç puan değil, aynı zamanda bir mesajdı. Arda Güler, “ben buradayım” dediği bu maçta, Bernabéu tribünlerinden büyük alkış aldı. Taraftarın maç başındaki tepkisi, maç sonunda yerini coşkuya bıraktı. Milli futbolcumuz, Real Madrid formasını taşıyabilecek mental ve futbol aklına sahip olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bu maç, Arda Güler’in kariyerinde bir dönüm noktası olarak hatırlanacaktır. Xabi Alonso’nun takımdaki görevinin sonlandırılmasından sonra koltuğa oturan Arbeloa, milli futbolcumuz Arda Güler’i yedeğe çekti fakat ikinci yarıda oyuna giren milli futbolcumuzun kendisini göstermesi için sadece 45 dakika yetti.